19 Mayıs 2012 Cumartesi

Yrd. Doç. Dr. Engin Arık ile bir röportaj



1) Öncelikle bize eğitim hayatınızdan bahsedebilir misiniz?

Tabiki bahsedebilirim. Lisans eğitimimi Koç Üniversitesi'nde yaptım psikoloji bölümünde. 2001 yılında mezun oldum. Sonra orada öğrenciliğim sırasında asistanlık yapmaya başladım. Mezun olduktan sonra orada asistanlık yapmaya devam ettim. Daha sonra 2002'de Hollanda'ya gittim Amsterdam'a. Amsterdam Üniversitesi'nde yüksek lisans yaptım. yüksek lisanstan sonra Türkiye'ye döndüm, 1 sene askerlik yaptım, 1 sene yine Koç Üniversitesi'nde asistanlık yaptım. Ondan sonra Amerika'ya gittim. Amerikada Purdue Üniversitesi'nde doktora yaptım uzmanlık alanımda psikolinguistik ya da psikodilbilim.

2) Psikolog olmaya nasıl karar verdiniz?

Aslında Koç Üniversitesi'nden önce başka bir üniversitede elektronik mühendisliği okuyordum. O üniversiteye 17 yaşında başlamıştım ve bilim kurguyu çok severdim (hala severim:)) yapay zeka, robotlar çok ilgimi çekiyordu. O zaman elektronik mühendisliği bunlarla alakalı diye düşünüyordum ama okurken çok da alakalı olmadığını, daha doğrusu kendi hayallerimi gerçekleştiremiyeceğimi düşündüm. Sonra o üniversiteden ayrılmaya karar verdiğimde yapay zeka ile uğraşmak yerine, insan zihninin nasıl çalıştığını merak etmeye başladım. Yani yapayından önce normalinin nasıl çalıştığını merak etmeye başladım. O yüzden hangi alan bununla ilgileniyor diye baktığımda psikolojinin ilgilendiğini gördüm. Kısaca insan zihninin beyninin nasıl çalıştığını merak ettiğim için psikolojiyi seçtim.

3) Bildiğiniz gibi psikoloji toplumda 'deli doktorluğu' olarak anılıyor siz psikolog olucağınızı ilk bildirdiğinizde nasıl tepkiler aldınız?

Psikoloji tercihi yaptığımı veya kazandığımı öğrendikleri zaman -kimseye söylememiştim ben psikolojiyi yazdığımı- bana neden psikoloji diye sordular, neden mühendisliğe devam etmediğimi sordular. Sonra bu kadar puan aldın neden psikoloji okuyacaksın dediler çünkü Koç Üniversitesi'nde burs kazanabilmek için yüksek bir puan yapmak gerekiyordu yani giremiyeceğim bölüm yoktu sadece 2 tane burslu bölüme giremiyodum. O yüzden psikolojiye girmemi istemiyorlardı yani daha doğrusu şaşırdılar niye psikoloji dediler bende psikoloji okumak istediğimi söyledim. Deli doktoru kısmında sorun yaşamadım sadece dediğim gibi neden psikoloji diye sordular.



4) Mesleğe başladığınızdan beri bu alanda gelişmeler olduğunu düşünüyor musunuz? Olduysa bu gelişmeler iyi yönde mi kötü yönde mi?

Türkiye'de çok gelişme oldu, şu şekilde: psikoloji çok bilinen bi alan değildi, çok az üniversitede psikoloji bölümü vardı şimdi hemen her üniversitede psikoloji bölümü açılmaya başlandı. Bu açıdan aslında hem iyi hem hem kötü. İyi olmasının nedeni: demek ki psikolojiye çok ilgi var ki psikoloji bölümleri açılıyor. Bu aynı zamanda Türkiye'deki yüksek öğrenim sisteminin değişmesiyle de alakalı yani bir sürü özel üniversitenin açılmasıyla alakalı bir şey. Halk biraz daha bilinçlendi, muhtemelen medya yoluyla oldu bu özellikle klinik psikoloji yani psikoterapi çok revaçta olmaya başladı. Bu anlamda çok büyük bir gelişme kaydedildi ve iyi olduğunu düşünüyorum. Fakat sadece diğer alt alanların da yani psikolojinin uygulama alanlarının dışında temel bilim alanlarının da öne çıkmasını beklerim o da ilerde olacaktır diye düşünüyorum.

5) Bir röportajınızda: kulüp faaliyetlerine katılan sosyal öğrenciler, okulda çalışkan öğrencilerden daha başarılı oluyor demişsiniz. Bunu biraz açıklar mısınız?

Tam olarak böyle demeye çalışmadım, belki yanlış ifade etmişimdir. Demeye çalıştığım şey şu sadece çalışkan öğrenci olmak, ders notlarının yüksek olması yeterli değil. Derslerine çalıştığı kadar sosyal faaliyetlere de katılması lazım özellikle psikoloji gibi sosyal bilim alanlarında öğrencilerin, insanlarla ve yaşadıkları üniversite ortamıyla içli dışlı olmalarını bekliyorum. Sosyal aktivitelere katılmaları önemli. Aynı zamanda eğer yüksek lisans ya da doktoraya başvururken de dikkat ederiz acaba sadece derslere mi çalıştı yoksa, konuşmasını biliyor mu, girişken mi, deneylere katılabilecek mi, deneyleri yönetebilecek mi, laboratuvar da çalışabilicek mi? Bunlar sosyal olmasını beklediğimiz alanlar. Bunun dışında direk iş hayatına atılacaksa özellikle de psikoloji öğrencisi ise öğrencinin sosyal aktivitelerinin olmasına dikkat ederim. Ama bu diğer bölümler için de geçerlidir sosyal öğrencilerin daha başarılı olacaklarını düşünüyorum  çünkü üniversite dışında ki iş hayatı bizden sadece çalışkan değil aynı zamanda sosyal olmamızı bekler. 

6) Dilbilim bölümünde yüksek lisans yapmaya nasıl karar verdiniz?

Aslında dilbilimi düşünmüyordum, Koç Üniversitesi'ndeki hocam Aslı Özyürek dilbilimde ve psikolojide okumuştu, doktorasını yapmıştı, ondan etkilendim. Zihinsel süreçlerden biri olan dil ile ilgileniyorsanız dili anlamak için sadece psikolojik açıdan yaklaşmak yeterli olmuyor onun için dilbilimi de bilmek gerekiyor.



7) Okulumuzda verdiğiniz bir seminerde eşinizin yurt dışında master yaptığını belirtmiştiniz. Bende dahil olmak üzere, bi çok öğrenciniz bunu zor yanları olup olmadığını iletişiminizi ya da evliliğinizi nasıl ayakta tutuğunuzu merak ediyoruz.

Biz Amerika'ya beraber gittik Purdue'ye. Ben doktoraya başladığımda o yüksek lisansa başladı, evliydik gittiğimiz zaman. Zaten lisanstan beri arkadaşız lisans eğitimimiz bitince evlenmiştik. Benim doktoram bitince ben dönmek durumunda kaldım ama onun doktorası devam ettiği için hadi sen de dön diyemezdim. Nasıl gidiyor, yani her gün Skype'da konuşuyoruz :):):) Ben ilk yurt dışına çıktığımda da biz beraberdik ama o zaman Skype yoktu Messenger vardı ordada sadece yazışabiliyorduk, her gün e-mail atıyorduk birbirimize. Şimdi aramizda 7 saat fark var bizde sabah öğle akşam birer veya yarımşar saat konuşuyoruz. Yarın Türkiye'ye dönüyor, bundan sonra bu kadar ayrı kalmıyacağız.
-Peki artık okulda mı çalışıcak?:
Bu zor bi soru ikimizde nerde iş bulursak orda çalışıcaz ama aynı yerde çalışmak istiyoruz bu da Amerika'da mı Türkiye'de mi olur bilmiyoruz.

8) Son olarak öğrencilerinize neler söylemek istersiniz?

Büyük hedefleri olan öğrenciler için zaten eğitim 4-5 yıl sürüyor ve ben bu dönemde sadece derslerine odaklanmalarını istemiyorum açıkcası çünkü iş hayatına atıldıklarında o rahatlığı bulamayacaklar. O yüzden üniversitenin arkadaşlıklarından, kulüp faaliyetlerinden yararlanmalarını beklerim. Yüksek lisans ve doktora düşünen öğrencilerin 3'ün altında ortamalarının olmaması gerekiyor, ama eğer bir dönem 2.00 gibi bi ortalamam oldu eyvah bütün hayallerim yıkıldı gibi değil. 20 yaşındasınız iyi kötü dönemleriniz olabilir benim de olmştu o yüzden sadece sonuna kadar belirli bir seviyede devam etmek gerek. Bazen kötü olabilir yakınlarımızı kaybedebiliriz, ilşkilerimiz bozulabilir. Bunların bir kısmı bizi etkiler ama üniversite bitecek bu yüzden çok fazla ders çalışıp asosyal olmamaktan çok sosyal olup dersleri ikinci plana atmayıp belirli bir tempoyla çalışıp üniversiteyi bitirmelerini tavsiye ediyorum. Ben öğrencilerimden genel olarak memnunum. Düşündüğümden daha iyiler sosyal açıdan, çalışkanlık açısından bazen beklentilerimin altında oluyor ama bu genç akademisyenlerin her zaman başına gelebilir doktora yaptıktan sonra yüksek beklentilerimiz oluyor sonra o dengeyi deneyim kazandıkca toparlamaya çalşıyoruz ama genel olarak ben memnunum umarım öğrencilerim de memnundur.

Engin Arık'a bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederiz...
Fotoğraflar için Sevim Yılmaz'a teşekkürler...
Seher Özdemir
PsikoMedya